Cumartesi, Eylül 20th, 2008 | Permalink
Pazar, Eylül 14th, 2008 | Permalink
Projemizi yayına aldığımız 8 Ağustos tarihinden 1 ay kadar önce teknik altyapımız büyük kısmı bitmiş olmasına rağmen biz sunabileceğimiz en kaliteli hizmeti sunabilmek adına aradaki süreyi yukarıdaki başlıklarda yoğun bir şekilde çalışarak geçirdik ve sonunda e-ticaret alanındaki tüm deneyimlerimizi aktarabileceğimiz en keyifli projemizi sizlere sunduk.
Peki bu konuda çalışmayı bıraktık mı? Tabii ki hayır! Her gün mesaimizin bir kısmını hobigaraj.com istatistikleri ile geçiriyor yakaladığımız her detay üzerine eğilerek projemizi daha iyi yerlere getirmeye çalışıyoruz. Çok yakında ülkemizde daha önce denenmemiş bazı yenilikleri de ilk defa hobigaraj.com‘da göreceğinizin müjdesini de şimdiden vermek istiyorum :)
E-ticaret alanında söylenecek, anlatılacak bir çok şeyi bundan böyle hobigaraj.com örneği üzerinde sizinle paylaşmaya çalışacağım. Eminim ki, somut örnekleri hepimiz daha çok seviyoruz :)
Sevgi ve saygılarımla.
Pazar, Eylül 14th, 2008 | Permalink
Salı, Ağustos 26th, 2008 | Permalink
Salı, Temmuz 8th, 2008 | Permalink
Lütfen yazının başlığından yanılıp bu sektördeki şirket değerlemeleri üzerine yazacağımı sanmayın, bu yazımın konusu bilişim şirketlerinin kuruluş aşamasından itibaren karşılaşabileceği soruların ana başlıklarından biri olan teknoloji yönetimi hakkında yaptığım çalışmaları sizinle paylaşabilmektir.
Bilişim alanında faaliyet gösteren bir şirketin ilk kuruluş aşamasında, kurucular olarak üzerine düşünüp cevaplamanız gereken pek çok soru ile karşılaşırsınız. Bu konuda aşağıda kendimden bir örnekle başlamak istiyorum.
Bu sene başında (Şubat 2008) TAG Bilişim Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi isimli şirketimizi kurarken faaliyet alanımızı belirlemek ile ilgili tüm resmi sürecin (şirket kuruluş sözleşmesi vb.) yanında aşağıdaki noktalar üzerine düşünmemiz ve planlama yapmamız gerekiyordu:
Bu başlıklardan ilk ikisi şirketimizin stratejik yol haritası ile ilgili olduğu için bu yazının konusu dışındadır.
Üzerine konuşmak istediğim üretim ve işletim süreci ise bilişim sektöründe uygulama servis sağlayıcı rolü ile faaliyet gösteren bir şirketin bilgi yönetiminden, uygulama geliştirme felsefesine kadar tüm noktaları kapsayan bir başlıktır ve kurum başarısının en önemli parametrelerinden biridir.
Bu ana başlığı aşağıdaki alt başlıklara ayırabiliriz:
Üretim altındaki başlıklardan başlayarak kısaca açıklamak gerekirse;
Bilgi yönetimi:
Teknoloji şirketlerinin zaman içinde edindikleri iş tecrübesinin, yeni ve eski çalışanlara sorunsuz bir şekilde aktarmak, ekibe yeni katılanların öğrenim süreçlerini hızlandırmak, karşılaşılan teknik problemlerin çözüm süresini kısaltmak için bu tecrübenin bir havuzda toplanması ve çalışanlar arasında homojen bir şekilde dağılması gerekmektedir. Bilgi yönetimi günümüzde daha çok kurumsal wiki’ler yardımı ile yapılmaktadır. Çalışanların bilgi havuzunu düzenli olarak beslemesi için gerekli motivasyonun sağlanması ise yöneticilerin görevidir.
Proje yönetimi:
Proje yönetimi, her sektörde faaliyet gösteren firmalar için en önemli başlıklardan biridir. Yazılım gibi, hizmet sektöründe yer alan alt sektörlerde verilen hizmetin sınırlarını çizmenin zorluğu göz önünde bulundurulduğunda proje yönetiminin değeri bir kat daha artmaktadır.
Projenin geliştirme aşamasında, baz alınan gereksinimler üzerinde yapılan son dakika değişiklikleri bugün bu sektörde faaliyet gösteren tüm firmaları olumsuz yöndebetkilemektedir. Bu nedenle iyi bir teknoloji firmasının proje yönetimini risk yönetimi ile beraber değerlendirmesi, en genel risk olan ürün spesifikasyon değişikliklerini de göz önünde bulundurarak üretim sürecini planlaması gerekmektedir. Bu noktada özellikle dört ve üstü çalışan sayısına sahip şirketler için, proje yönetim yazılımlarının önemi çok büyük olmakla beraber geçmişteki çalışma alışkanlıklarının tersine günümüzde “bilgisayarım olan her yer ofisim” felsefesi bu yazılımlarında sadece ofis değil Internet bağlantısı olan her yerden erişilebilir olmasını zorunlu kılmaktadır. Güvenlik sorunlarını da beraberinde getiren bu yaklaşımı verimli bir şekilde kullanabilmek için güvenli kurumsal ağların kurulması konusunda da destek almak gerekebilmektedir.
Yazılım geliştirme felsefesi:
Yan yana çalışabilen çok küçük ekiplerin takibi ve yönetimi kolay olsa da büyük çaptaki proje ekiplerinin aynı sisteme bağlı olarak geliştirme sürecine katılabilmesi için, teknoloji firmalarında “geliştirme felsefesi” oturtulmalıdır. Geliştirme modeli (v, şelale vb.), dökümantasyon standartları, proje ve ürün yol haritaları gibi ana konu başlıkları birleşerek bu felsefeyi oluşturmaktadır. Geliştirme felsefesi oturmuş, bunu çalışanına bilgi yönetimi araçlarını kullanarak aktarabilen firmalarda, ekibe yeni katılan çalışma arkadaşları çok kısa bir sürede verimli olmaya başlamakta ve alışma sürecini çok hızlı atlatmaktadırlar.
Geliştirme felsefesinin en önemli değişkenlerinden biri de açık kaynak kod dünyasına ait olup olmamaktır. Her iki dünyanın da kendine has avantajları ve dezavantajları olduğundan, bu konuda en doğru karar yöneticiler tarafından kurumun sahip olduğu insan gücü ve mali güç değerlendirilerek verilmelidir.
Kaynak kod yönetimi:
Çekirdek bir yazılım kadrosu olarak adledilebilecek dört kişilik küçük bir ekibin bile aynı proje üzerinde çalışması özellikle üretilen ürünün sürüm takibini çok zorlaştırmaktadır. Bu sebeple yazılım geliştirme süreçleri konusunda olgunlaşmak isteyen firmaların attığı ilk adımlardan biri kullanımı kolay bir kaynak kod ve sürüm yönetimi yazılımını geliştirme sürecine dahil etmektir. Bu sayede ilgili alandaki zorlukları aşmak mümkün olduğu gibi aynı zamanda üretilen kodun düzenli olarak yedeklenmesi ve istenen bir noktada eski tarihli bir sürümün devreye alınabilmesi de sağlanmaktadır.
Test ve geliştirme hatası yönetimi:
Üretim içeren tüm alanlarda olduğu gibi teknoloji alanında da geliştirilen ürünlerde insan hatasından kaynaklanan problemler doğmaktadır. Yazılımların karmaşık ürünler olmaları, bu alanda oluşabilecek üretim hatası olasılığını ciddi ölçüde arttırmakta ve test, hata yönetimini proje yönetiminin vazgeçilemez bir parçası haline getirmektedir. İster proje yönetim uygulamasının içinde entegre bir yapı olarak istenirse tamamen farklı bir ürün üzerinden olsun, yazılım ekiplerinin ürünlerinde oluşan hataları zamanında belirlemeleri, belirlenen sorunları ilgili kişiye yönlendirebilmeleri, düzeltme sürecini takip etmeleri ve bu esnada gerekli bilgilendirmeyi yapmaları ilgili kurumun geliştirme sürecindeki profesyonelliğini ciddi ölçüde etkilemektedir.
İşletme süreci ile ilgili başlıklar hakkında ise;
Fiziksel altyapı yönetimi:
Uygulama servis sağlayıcı rolü ilgili uygulamanın geliştirilmesi dışında çoğu zaman belirli bir süre zarfında işletilmesini de içermektedir. Teknoloji şirketleri stratejik yol haritaları ışında, geliştirilmesi önceden planlanan ürünler için gerekli altyapı yatırımını zamanında yapmalıdır. Türkiye şartları göz önüne alındığında, fiziksel donanım maliyetleri makul seviyelerde olmakla beraber, Internet bağlantı maliyetleri yurtdışı servis sağlayıcılar ile karşılaştırıldığında halen oldukça yüksektir. Bu noktada belirli bir yatırım gücüne ulaşana kadar bazı hizmetlerin yurt dışı sağlayıcılardan alınması pek çok proje senaryosunda daha mantıklı bir yaklaşım olmaktadır.
Fiziksel altyapı seçimi ile ilgili bir değişken de, yazılım felsefesi başlığı altında yer alan kurumun açık kaynak kod dünyasın dahil olup olmayacağı seçimidir. Bu seçim fiziksel altyapı maaliyetlerini bir miktar etkilese de bant genişliği maliyetleri ile bir ilgisi bulunmamaktadır.
Bir teknoloji şirketleri olgunlaştıkça ve yatırım gücü arttıkça ürünlerin test ve üretim ortamlarını (production environment) birbirinden ayırmalı, bu doğrultuda gereken fiziksel mimariyi kurmalıdır. En optimum model test – sahneleme ve üretim ortamından oluşan üç katmanlı bir fiziksel mimaridir.
Yukarıda bahsi geçen alanlarda yapılacak çalışmalar uzun ve yorucu olsa da, bilişim sektöründe faaliyet gösteren/gösterecek kurumların kalıcı başarısı için zorunludur.
Zaman içinde kendi şirketimizle ilgili bu alanlarda yaşadığımız tecrübeleri sizinle paylaşmaya devam edeceğim.
Hepinize kolaylıklar diliyorum…
Perşembe, Haziran 5th, 2008 | Permalink
Nerde okumuştum bilmiyorum, hani insanın tüm hayatı boyunca aklının bir köşesinde kalacak anonim cümleler vardır ya, bu da onlardan biri sanırım. İyi bir yalan kusursuz bir hafıza gerektirir.
Doğarken işaretlenmiş bir neslin çocukları olduğumuza inanıyorum bazen. Kimi zaman tanrının hediyesi, kimi zaman ise bir lanet olarak gördüğüm özellikler bahşedilmiş bizlere. Aralarından bir tanesi var ki son zamanlarda kafamı çok fazla meşgul ediyor. Kafanızın içinde bir yerlerde bir kayıt makinesi düşünün. Karşınıza çıkan her yeni insanda içine yeni bir kaset konuyor ve kayıt başlıyor. O insanın sizinle olan her iletişimde kasedine yeni bir şeyler ekleniyor. Bir tane de asistanınız var o kayıt makinesinin başında; atanmış tek bir göreviyle. Sarfedilen her cümlede, tüm kasedi inceleyip o cümlenin doğruluğunu kontrol ediyor. Bulduğu her uyuşmazlıkta, binlerce cümle arasındaki her çelişkide masanıza bir sabıka dosyası bırakıyor. O kadar dikkatli, o kadar detaycı ki en ufak bir şey bile kaçmıyor gözünden. Tüm kaynaklarınızı tüketiyor bir yandan ama vazgeçemiyorsunuz, bu güç size tatlı geliyor bir yandan da ağır ağır paranoyaklaşıyorsunuz. Günlerce, aylarca kurmaya çalıştığınız güven köprülerini bir bir imha ediyorsunuz. Yıkılan her köprü ise huzur dünyasından biraz daha uzaklaştırıyor sizi. Karın ağrısı vazgeçilmeziniz oluyor, yemediğiniz her kazık teselliğiniz.
Zamanla görüyorsunuz ki, tıpki tarih gibi, insan yaşamı da tekerrürden ibaret. Söylenen cümlelerde çizgiler keşfetmeye başlıyorsunuz, sizi o kelimelerden alıp karşınızdaki insanın ruhunun derinliklerine, oradan alıp damarlarında akan kana götüren, genetik kodlarını bir bir gösterip oradan parmaklarının dokunuşuna geri getiren. Bir bakıyorsunuz ki her insanın ayrı bir deseni var, kimi basit kimi karmaşık ama hep okunabilen. Okudukça öğreniyorsunuz, öğrendikçe düşünmeye, düşündükçe tahmin etmeye başlıyorsunuz, tahminler tuttukça da ahkam kesmeye. Artık sözler daha ağızdan çıkmadan kasetlere kaydedilmeye başlanıyor, her doğru tahmin ukalalığınızı besliyor. Ben seni tanıyorum demeye başlıyorsunuz, sadece dakikalardır konuştuğunuz insanlara.
Kelimeler detaylara dönüşüyor hep, detaylar ise birleşip desenleri oluşturuyor. Hayatımızı şekillendiren desenimiz oluyor, sonra da kelimelere dökülüyor yaşadıklarımız. İyi bir yalan kusursuz bir hafıza gerektirir diyorlar; fakat lanetimiz buna izin vermiyor, yalancının hafızasına karşı galip gelen daha eski deseni oluyor. Söylenen her yalan geriye yeni bir sabıka kaydı bırakıyor sonra, onlar da birleşip köprüsüz nehirler gibi akıyor, huzur ülkesiyle aramızdaki sınırı belirleyen…